Merhabalar,
Bu yazı sanırım baya reklam olacak ama yine de yazmam lazım. Hani yiğidi öldür ama hakkını yeme derler ya. Hak, haktır.
Uzun zamandır yabancı dizilere aşina, hatta hastası biri olarak bir türlü adam gibi dizi sitesi bulamadığım için dertliydim. Uzun uzun düşünürdüm, şu şöyle olsa, burası böyle olsa.. Yapsak böyle bi proje be! Elimin altında Ysp'de duruyor işte, çekirdeğe biraz json desteği, şaha kaldırırdı projeyi vs vs. diye söylenir dururdum ama çok emek isteyen bişey olduğu için hiç de gaza gelemedim. Kısa bi süre önce de sonunda birilerinin yaptığını gördüm.
Dizimag. Bulduğumdan beri inceliyorum da inceliyorum yani. Olması gerektiğini düşündüğüm herşey mevcut. Kusursuz, profesyonel, sert reklam politikaları ile birlikte sert yorum politikalarıyla kendini elitleştiren çok sağlam bir portal desem az olmaz. Gerçek HD yayını, ücretli ve doğru orantıda oldukça kaliteli alt yazı çevirileri de işin artısı. Sizi bilmem ama ben o kadar dizi sitesi gördüm, o kadar dizi izledim ama hepsinde HD yazmasına rağmen hiçbiri HD değildi. Dizimag'da HD ibaresi bulunan dizileri izlerken farkı anlayacağınızı garanti edebilirim..
Üye profilinden, arka plan özelleştirmesine; dizi yeni bölüm bildirilerinden, komple kategori bildirimine; Yapay Zeka robotu gibi aktivitelerle izlediğiniz film konularına göre dizi tavsiyelerine (gayet başarılı); dizi bölümleri arasında ilerleme, sezon atlama, part atlatma seçeneklerine; çeviri takip bilgilerinden, dizi rating bilgilerine; fragmanlarından, dizi yayın takvimlerine; dizi özel sayfalarından, dizi istatistik bilgilerine; bölüm içerisinde bölüm şarkıları bilgileri, kalite ayarlama özelliklerine; ve Sosyal ağlarda paylaşma olanaklarına kadar isteyebileceğiniz herşeyi akıl edip, yapmış, başarmış, elinizin altına sunmuş bir portal.
Kod tarafından inceleme fırsatım olmadı tabii ki ama orjinal bir proje olduğu da oldukça belli. (Umarım hazır bir script falan değildir, büyük bir hüsran olur benim için)
He, Facebook tarzı Bildirimler'ini de unutmamak gerek!
Neyse şiddetle tavsiyemdir dizikolikler için diyip yazımı burada noktalıyorum.
Sitenin yapımcılarından birileri bu yazıyı okursa eğer, projenin arka planı için beni aydınlatırsa memnun olurum. Oldukça merak ettim çünkü :)
Not: Projeyle uzaktan yakından alakam yoktur.
Bugün konumuz Pardus ve son yaşananlar.
Pardus'un en büyük sorunu, ismini belirli kitlelere duyurmuşken, devletin elinden çıkıp ticarete atılmamasıydı. İnsanlar sadece kendilerini kandırıyor open source kavramlarıyla. Para kazanmadan böyle büyük çaplı projeler yürümez. Devletin görevi, işe destek verip belirli kitlelere ulaşmasını sağlamaktır. Daha sonra iş, özel bir şirkete devredilir ve proje orada başarıya ulaşır.
Bugün Türkiye'de her alanda bu iş modelinin izlerini görebiliriz. Otoyollar, barajlar, fabrikalar ve aklıma gelmeyen bisürü şey. Tek sorun bilişim sektöründe devletten farklı bir vizyon beklememizdi, işte o vizyon bu kadar emekten sonra hüsrana uğradı. Şimdi anlayabilmişizdir umarım, kapitalist bir dünyada parasız işin olmadığını.
Kimi çevreler eminim bu yazımı yadırgıyacaktır, belki haklılar da. Pardus projesine de yakın değilim, bu bir gerçek. Ama bazı şeyleri görmek için yakın olmaya da gerek olmadığını düşünüyorum. Bu arada yakın değilim derken, üniversite yıllarımda Pardus'un baya reklamını yaptığımı, birçok kişiye de kullandırttığımı, öğrettiğimi belirteyim. Ama daha kendi bilgisayarımda bile tam performans alamadığım sistem için insanları sorunların içine sürüklemeye hakkım yoktu, ve nihayetinde ben de vazgeçtim..
Dediğim gibi iş ne kadar iyi olursa olsun, para kazanmak zorundasınız. Eğer proje içerisinde adam gibi bi iş modeli oluşturamadıysanız, o proje birgün sönüp gidecektir. Hele ki söz konusu kocaman bir işletim sistemi projesi ise vay halinize..
Başta da dediğim gibi devlet desteği bir yere kadar, zamanı geldiğinde de devletten uzaklaşmayı bilmeli bu işlerle uğraşan insanlar, yani biz.
Henüz sonlanmadı, geleceği ile ilgili net bir bilgi paylaşılmadı ama bu saatten sonra da olumlu bir gelişme olacağını pek sanmıyorum.
O yüzden bu proje, hepimize ders olmalı, aynı hataları yapmamalıyız. Aman Dikkat!
Kusurum olduysa affola.
Yasin Koç.
Kalemin ucundaki bir damla mürekkepteydi tek hakkım. Elimi çekmeden tek kelime.
Not: Ara ara yazdığım buna benzer yazıları yayınlıyacağım. E blog'un anlamı burda değil mi ki zaten..
Saygılarımla,
Yasin Koç.
Bu yazıyı twitter'a sığamadığım için yazıyorum aslında. O kadar doluyum ki anlatamam ama bi yazıda deniyeceğim. Şimdiden birilerini rahatsız edecek olmanın keyfiyle veya üzüntüsüyle (duruma göre) yazıma başlıyayım en iyisi.
Bugün bi kamera sistemi kurdurduk şirketimize. Yalan yok, alarm ve kamera sistemleri işinden nerdeyse hiç anlamıyorum. Sadece mesleğimden dolayı kameralardan, eh yazılımlarından falan anlarsak anlıyoruz işte.. Bu yüzden karışmıyayım da adamlar işlerini yapsın, başlarında zebani gibi dolanmıyayım dedim. Şuan o kadar pişmanım ki...
Seçtiğimiz DVR tamam da. 4 gece görüş kameralı, yanında 1tb diskli, dışardan bağlanmaya izin veren bi sistem olduğunu belirttik en nihayetinde. Ne zamanki kuran eleman, Activex yüzünden "IE9 sorunlu, IE8 daha sorunsuz" dedi, işte o zaman hata yaptığımın farkına vardım. El attım ama geçti biraz.
Yahu bu devirde o kahrolası Activex'i kullanan yazılım mı kaldı ya?!. Hadi bu kadar gerizekalı bir sistem, ulan IE9 Microsoft'un geliştirdiği en kararlı IE sürümü, sen kimsin de IE8 ondan daha iyi dersin?!. Üstüne kaldırayım dedi bide. Orda hop. Avenir diye bişeymiş. Adını da yeni duydum. Haberiniz olsun hiç de iyi bişey değil!
Gündüz kameraların gece görüşü gayet güzeldi, karanlık ortam yapıp test ettik, eyvallah. Akşam oldu, kameralar dökülüyo. Değil hırsızın yüzünü, kendini dahi zor gösterir, polise götürsem benle dalga geçer yeminle.
Telefon kısmı da acaip, Meye adında bi uygulama ile erişiyorsunuz. Yazılım bi düzgün, bi acaip. Ben Beta evresinde bi uygulamayım diye bağırıyor resmen. Blackberry'de dvr a hiç erişemiyor, androidde ise kararsız.
Ne diyeyim, adamları çağıracağım, geldiklerinde burunlarından getireceğim artık, bu da bana ders olsun.
Ha son olarak, 1TB istemiştik ya, herifler 512gb çakmış gitmiş, bizde diyoruz ki nasıl diğer firmadan 200tl aşağı indiler... Tam tahmin ettiğim gibi hdd den çakmışlar baya.. Neyse hesaplaşıcaz...
Diğer konuya geçeyim artık;
İzmir - Gıda çarşısında yazıcı servisliği yapan 2 tane daha dengesiz firma var. Firma isimlerini vermiyorum burda ama olan olay şu;
Bu arkadaşlar yıllardır ortak, bikaç ay önce birbirlerinden ayrılmışlar. Dükkanıma gelip, kendilerini yazılımcı olduğum hakkında uyardığım halde, birbirlerini karalıyorlar. Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır hayret ediyorum. Gıda çarşısında en az 20 rakip firmamız vardır ve hiçbiri hakkında konuşmayız, çoğu zaman onlara müşteri bile yollarız ama bu arkadaşları tanıdıkça yazıcımı atasım geldi resmen. Önce biri gelir, yazıcı üstünde diğer firmanın etiketini görür, bak bunların (toner) tozu çok dandik, bak bunlar parça çalar, bak bunlar adam kazıklar der. O gider diğeri gelir, o da aynını diğeri için söyler. Ve bu olanlar sadece 20tl için.
Bunlardan birini seçtim, tozunu değiştirttim, toner geri geldiğinde hali içler acısıydı, yazdığı okunmuyordu bile. Gelmediler sonra. Diğerini çağırdım, hem tozu, hem de drum'u değiştirttim, ekstradan 15tl daha bana girdi. Onu yaparken de diğerine demediğini bırakmadı. Fakat chip'i değiştirmemişti, ısrarla her dolumda değişmesi gerektiğini söylememe ve ona göre fiyat almama rağmen. Geri çağırdım, chip'i değiştirttim. Sorun kalmadı.
Sonra bir önceki geldi, yine diğerini karalamalar..
O kadar tav oldum ki, bu arkadaşları çok yakında karşı karşıya getireceğim dükkanda, sırf kıllık olsun diye. O adamların kardeş kardeş birbirlerine sarılıp sohbet muabbet yapacağına da adım kadar eminim.
Neyse uzun sürdü kusura bakmayın, olayın özüne geleyim.
Bundan sonra özellikle bizim sektörden kimseye hoşgörü ile yaklaşmayacağım. Bu yazıda bahsi geçen ama isimlerini burada vermediğim 3 firmayı da ben çevremde kötüleyeceğim. Bu adamlara tabir-i caizse Gıda çarşısında iş yaptırtmamak benim görevimdir. Böyle haysiyetsiz ticaret yapan insanlara kimsenin ihtiyacı yok, varsın 3 kuruş pahalı olsun, önce adam olsun adam!..
Sektörünüz ne olursa olsun, kim olursanız olun, ÖNCE DÜRÜST OLUN! ÖNCE ADAM OLUN!
Türkiye'de reklamdan başka hiçbir işlevi olmayan Google'a hayret ediyorum. Türkiye'de bu denli önemli iken neden bir şirket kendini geride tutar? Ciddi şekilde birileriyle, büyük bir pazar payı anlaşması olduğunu sanıyorum. Öyle büyük ki buraya girmeye üşeniyor resmen. Buraya bu zamana kadar girmemesinin sadece vergi kaçırmakla alakalı olduğunu reddediyorum.
Ayrıca,
Youtube'un Türk Telekom ile özel dns ağı paylaşması ama Türkçe dilinin bile olmaması da bu garipliklerin üstüne tuz biber. Kimse bana önceki Youtube ban dan bahsetmesin, mağlubiyetler hırslara gebedir!
Şimdiye çok farklı şeyler olmalıydı. En başta diğer Google servisleri gibi Youtube'un da dilleri arasında tr olmalıydı, mobil uygulaması yayılmalıydı tr olarak. Android için bu kadar Rom kısıtlaması olmamalıydı. Bıraksanız Android Market'te Türkçe içerik olmayacak nerdeyse. Google Maps'in hala tr destekli versiyonu yok, telefonunuzda daha önceden yüklü değilse, ve harici kaynaklardan yükleyip riske etmek istemiyorsanız, Google Maps'i unutmalısınız demektir, ülke kısıtlaması yapıyor çünkü.
Bu liste o kadar uzar gider ki.. En acaibi ofisini bile daha yeni yeni işlevselleştirmesi. O da sadece reklam alanında.
Bir şirket Türkiye gibi bir ülkede neden aktif bir rol almaz bunu anlayamıyorum (jeolojik açısından). Buraya hakim olan, orta doğuya hakim olur. Normalde olması gereken üniversitelerle çalışmak, yeni beyinleri bulmak, çözüm ortakları oluşturmak, gerekirse şirketler satın almak, yeni alanlara ulaşmak diye uzar gider de.. Bunu herkes yaparken Google'ın yapmaması niyedir bilmem.
Kusura bakmayın biraz takmış gibiyim ama, bir dünya devinin bunu yapmasının bir hata değil, bir sonuç olduğunu sanıyorum. Kafamda tüm yön tabelaları Microsoft'u işaret ediyor gibi geliyor. Yada başka birileri.
Bilmem ben mi paranoyaklaşıyorum..
Yahu yıllardır neden sadece Microsoft etkin bu ülkede?
Siz ne dersiniz?.
Tüm islam aleminin Ramazan Bayramını kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
Bayramınız mübarek olsun.
Yasin Koç
Merhabalar,
Gündemde son zamanlarda sıkça çıkan ilginç şeyler görüyorum ordu ile ilgili. Malumunuz konu profesyonel ordu. Gerçekleri bilmeyen insan sayısı o kadar fazla ki, bunları yazma gereği duydum artık. Anlamadığım şeyleri bi açıklıyayım dedim.
Yazıda bi kusurum olduysa şimdiden affola..
Anlamadığım şu: Piyadelerde Komando Özel Harekat, Jandarmada Jandarma Özel Harekat, Poliste de Polis Özel Harekat'ın yıllardır var olmasına rağmen (KÖH-bikaç yıllık-diğerlerine oranla yeni) neden yeni kuruluyormuş gibi haber yapılıyor?!.
PÖH'lerin zaten sayısının 5000'i bulduğunu, operasyonlarda zaten görev aldıklarını biliyormuydunuz? Kontenjanın üzerinde yaklaşık 2000 kişi daha ekleyip, sanki yeni kuruluyormuş gibi lanse edilmesi çok garip. PÖH'ler ilk kuruldukları zamanlarda çok başarılı olmuş olup, ileriki zamanlarda PKK zayıfladıktan sonra amacından sapmaya başlamış, lakaytlıklar oluşmuş, bu yüzden en az yarı görevden fesh edilmiş, görevlerinin çoğu komandolara veya JÖH'lere devredilmiştir. Yani şuan yeniden PÖH'leri olayın içine çekmek, yeni bir strateji değil; tam aksine başarısız olunan bir deneyin yeniden yapılmasıdır. Millet olarak hataları tekrarlamak genimizde var sanırım...
JÖH'lerin 93'te kurulduğunu, ilk özel harekat birimi olduğunu, doğuda çok değerli olduğunu, en tehlikeli görevlere kendilerinin gittiğini biliyormuydunuz? Fakat KÖH'lerden sonra onların da sayıları düşürülmeye başlanmıştır. 2010 yılında yeni asker alımını durdurmuşlardı yanlış hatırlamıyorsam.
Bikaç yıl önce K.K.K'na bağlı KÖH'lerin oluşturulduğunu, önce Hakkari Şırnak ve Tunceli'de kullanılmaya başlandığını, 2010 yılında tüm Tunceli'de karakol destek ve diğer operasyonları üstlendiğini.. Ama şimdi daha yeni kuruluyormuş gibi yeniden lanse edildiğini biliyormuydunuz? Aynı Pöh'lerdeki gibi kontenjanlarına bikaç bin kişinin daha eklendiğini, sonuç olarak zaten uzm. erb. lardan oluşan kadrosunun yine aynı olduğunu biliyormuydunuz?
Son olarak; Bordo Berelilerin doğuda artık nerdeyse hiçbir görev almadıklarını, en tehlikeli işlere her zaman JÖH'lerin gönderildiğini biliyormuydunuz?
Haberleri izleyip, bilmeden, yeniden gaza gelmeyin.
Çatışma haberlerine dikkat ederseniz; örgütün çoğu zaman normal askerlere saldırdığını, bu profesyonellere fazla bulaşmadığını açıkça görürsünüz.
Nereden mi biliyorum? Tunceli'de çok kere yollarımızın kesişmişliği var, Köh'lerle bikaç ay beraber görev almışlığımız da var.
Birim içerikleri:
Jöh'te de Köh'te de blk. veya tk. k. görevini subay (kd. üstğm. - yzb - bnb), tim k. görevini subay (tğm - üstğm), tim k. yardımcı görevini astsblar üstlenir. Tim içeriği de uzm. çvş ve erb. lardan oluşur. Pöh'lerde durum zaten farklı.
Şu profesyonel ordu haberlerini her izlediğimde gülüyorum, zaten varolan şeyleri yeniden önümüze sunuyorlar ve gerçekleri bilmeyen insan sayısı milyonlar. Garip. Komik.
Bilmeyenlere, orada zor şartlarda askerlik yapmış bi j.komandodan not olsun istedim.
Saygılarımla,
Yasin Koç.
Merhabalar,
Bizzat benimde bünyesinde bulunduğum Timpaş Isıtma Soğutma Sistemleri adındaki yeni kurulan firmamızın web sitesi de yayınına başladı.
Sitenin alt yapısı Ysp'nin en yeni ve kapalı versiyonu olan Ysn Web Manager'dan oluşuyor. Şimdilik sade bir kalıpla giriş olarak oluşturulan web sitesi, önümüzdeki günlerde geliştirilmeye devam edicektir. Aylar öncesinden de söylediğim gibi, Ysp'nin tüm gücünü kullanma ve kurumsal bir platforma dönüştürme arzusundayım ve bunu gerçekleştirmek için çalışmalara da çoktan başlamış durumdayım.
İlerleyen zamanlarda klasik bir firma anlayışı ile e-ticaret anlayışını karıştırarak, ilginç bir yapı ortaya çıkarma niyetiyle..
www.timpasisi.com & www.timpasisi.com.tr
Yasin Koç
PHP Developer - Ysp Owner
Merhabalar,
Kendi firmamızda kullandığımız bu ürün hakkında tecrübelerimi yazmak istedim. Yapmanız ve yapmamanız gereken bazı şeyleri size aktaracağım, bu yazıcıya sahipseniz yada 4in1 lazer yazıcı arıyorsanız okumanız tavsiyemdir..
Öncelikle Türkiye'de en yaygın yazıcı ağına sahip olan Hewlett Packard, bu ürünün üreticisi olduğu için direk artı puan kazanıyor bilindik bir marka olarak. Servis ağı çok güçlü. Müşteri Hizmetleri ulaşımı ve desteği iyi.
Ürün Fax, Yazıcı, Tarayıcı ve Fotokopi özelliklerini destekliyor (4in1). Çift taraflı baskı + network desteği + 128mb belleği ürünün kesinlikle albenisi. Renkli değil! Siyah beyaz printer ne yazıkki, renki lazer istiyorsanız fiyatlar 1500-2000 tl civarında. Ben bu ürünü İzmir'de Tekmar'dan 480 TL'ye satın aldım.
Montajı ve kurulumu oldukça kolay. Orjinal toneri 1000 civarında kağıt yazdırma kapasitesine sahip olarak geliyor.
Cihaz çok hızlı, ısınmasını beklemek gibi bişi yok, saatlerce kullanılmadıktan sonra bile yazıcıya iş gönderdiğinizde saniyeler içinde belgeyi hemen çıkartıyor.
Yazıcıya yazılımı haricinde (ağ kullanıyorsanız ve aktifse) tarayıcınızdan atadığınız ip adresini yazarak ulaşabiliyorsunuz (Örneğin: 192.168.1.50). Yazılımda yapabildiğiniz ayarların biçok kısmını da web arayüzünden yapabiliyorsunuz. Yazıcı Hp ePrint özelliğini destekliyor, ağa kurarken ePrint kurulumu yapıp, email adresinizi alınız, daha sonra bu emaile gönderdiğiniz emaili ve dosya eklerini anında çıkartabiliyorsunuz. (Örneğin, işyeriniz İstanbul'da, siz Antalya'da seyahattesiniz, Laptop'unuzdan hpeprint mail adresine atacağınız mailler işyerinizdeki yazıcınızdan çıkartılıyor otomatik olarak. Bence harika bir özellik, tavsiyemdir)
Unuttuğum tarafları var mı bilmiyorum, sormaktan çekinmeyiniz.
Gelelim yapılmaması gerekenlere..
Ürün yazılımını kaldırıyorsanız ve bilgisayarınız yazıcınıza usb den bağlıysa; önce bilgisayar ile yazıcı arasındaki bağlantıyı koparın, sonra kaldırma işlemini yapın. Aksi takdirde yazıcıda firmware hatasına sebep olabilirsiniz. Şahsen ben o hatayı yaptım ve 49 hatasını aldım, yazıcıdan işlev alamadım. HP Müşteri Hizmetlerinin harfiyen yardımı sayesinde tekrar kullanmaya başlayabildim. Ama illa ki bu hatayı bende tecrübe etmek istiyorum deyip de, 49 hatasını bi şekilde almayı becerirseniz ( :) ) çözümü için:
Yazıcının pc ile olan bağlantısını sonlandırın, yazıcı açıkken toneri dışarı çıkarıp elinizle sağa sola sallayın bikaç kez, daha sonra toneri takıp yazıcının elektrik fişini çıkarın arkasından, OK tuşunun sağındaki sağ ok a ve alttaki X (iptal) tuşuna aynı anda basılı tutun, tuşlardan bi elinizi çekmeyin ve 2-3 sn bekledikten sonra arkadaki elektrik kablosunu takın, elinizi hala çekmeyin, yazıcı başladıktan sonra Permanent Storage Init. diye bi yazı yazıcak ekranında, bunu gördükten 2-3 sn sonra tuşlardan elinizi çekin ve bekleyin, bi süre sonra cihaz kendini yeniden başlatıcak, yeniden başlattıktan sonra sorun olup olmadığını öğrenmek için bi sınama sayfası yazdırın, olumluysa sorun çözülmüştür.
İşyerinizde ağ kurmak zorundasınız, gerekli ağ ayarlarını yaptınız yada yapmadınız, ondan önce bilmeniz gereken bişey var. Yazıcıyı ilk olarak bir bilgisayara usb ile bağlamalısınız. Ana makineye usb olarak kurulumu yaptıktan sonra, diğer bilgisayarlarda kurulum yaparken kurulum esnasında ağ yazıcısı olarak kuruluma geçin ve kurulumu o şekilde yapın. Bu sayede yazıcının tüm özelliklerine her bilgisayardan ulaşabilirsiniz.
Ağ ayarları için Modem arayüzünde iken LAN ayarlarından DHCP sunucusu bölümünde (Ağınız varsa zaten DHCP aktiftir) yazıcı ayarlarından ip adresini otomatik al işaretlenmişse; Modem arayüzünde yazıcının kodunu gördükten sonra aynı sütunda Rezerve adında bir buton vardır, o butona basarak o ip yi ona ayırınız. Eğer ip adresini otomatik al yapmamışsanız, DHCP havuzundaki herhangi bir ip no sunu vererek kullanabilirsiniz..
Unutmamanız gereken bana kalırsa en önemli şey; yazıcının kurulumunu Kurulum CD'sinden değil, ürünün kendi web sitesinden en güncel yazılımı Tam özellikli olarak indirin ve öyle kurulumu yapın.
Unuttuğum konular olabilir, sormanız gereken şeyler varsa lütfen sormaktan çekinmeyiniz. Bende halen özelliklerini devamlı kurcalamaktayım, sorularınızla beraber tecrübe eder, hatalarımızı gideririz.
Elimden geldiği kadar bişeyler anlatmaya çalıştım, yardımcı olabildiysem ne mutlu.
Görüşmek üzere.
Yasin Koç
PHP Developer - Ysp Owner
Ülkemiz vatandaşları o kadar garip ki.. Bu yazı yazmak istesem roman olur ama az ve öz olsun anlaşılsın maksatlı yazılan bir yazıdır.
Geçtiğimiz günlerde Anonymous grubunun yaptığı açıklamaya istinaden ortam bir hayli gerilmişti ve bugün olan oldu. Devlet sitelerine öncelik TİB'e olmak üzere saldırı almaya başladı. Tüm bunların arasında karşı koyan tek grup Ayyıldız oldu, o da yetersiz kaldı ve karşı saldırıyı aldı.. Şu sıralar da o da offline durumda..
Şu sıralar TİB büyük server ağının avantajlarından faydalanıyor, ufak bir yazılım geliştirilmiş, hangi server boşsa istekleri oraya gönderiyor ve index.serverno.html olarak sayfaları çağırıyor.. Saldırı alıyor fakat yayında kalmayı bu şekilde başarıyor.. Bence çok da iyi hazırlanmış...
An itibariyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sitesine 2 dk. da giriş yapabildim, Sosyal Güvenlik Kurumu sitesine giriş yapılamıyor.
Tüm bunlar olurken, devlet kurumlarımızın siteleri saldırı alırken, hayret ve ibretle izliyorum ki, bir kısım vatandaş (vatandaş demeye utanıyorum)ın zil takıp oynamadığı kaldı. Sansüre karşı bizim tepkimizi veriyorlar gibisinden düşünceler mevcut. Hımmm, o zaman AKP aleyhindeki kişiler de ABD ile anlaşsın, ABD ordusu Irak'ı işgal ettiği gibi Türkiye'yi de işgal etsin, AKP yi ve orduyu dağıtsın, herşey tam olsun. Kısaca yapılan şey, vatan satmakla eşdeğerdir.
Tarihte her zaman milletimizin sorunları olmuş, ama sorunlarını kendi çözmeyi bilmiştir. Eğer sansür sorunumuz varsa; 40.000 kişi boşuna yürümedi, boşuna eylem yapmadı. Tepkisini ortaya koydu bu millet ve halen de sosyal mecralarda gündemden düşmüyor..
Yapılan şeyin ucu o kadar açık ki anlatılmaz. Ben bunu yapanların darbeci zihniyetiyle aynı olduğunu düşünüyorum kimse kusura bakmasın. Bugün AKP karşısındakilerin sırf AKP düşsün diye darbeye kalkışması ne kadar vatan hainliği ise, şuanda gerçekleştirilen siber saldırıya destek vermek, katılmak gibi eylemlerde bulunmak da o kadar vatan hainliğidir..
Yaptığının farkında olmayan da bir an önce aklını başına toplasın! Bize biz yeteriz! Dış müdahalelere izin vermek vatan hainliğidir!.
Laf nereye gidiyorsa gitsin, kim üstüne alınıyosa alınsın.. Bugün sanal alemde dış müdahaleye destek verenler, yarın gerçek savaşta da onların safına geçerler!.
Ha bu arada çoluk çocuk işi olan DDos saldırılarını bıraksın da gerçek emek gerektiren Script veya DB sızmaları için uğraşsın o adı lasım değil grup. En kolayı da SQL Injection. Buyursunlar.. Önüne gelen hacker olmuş anasını satayım.............
Yasin Koç
PHP Developer - Ysp Owner